Kültür Eserleri > THKK 6 - Ulaştırma, İletişim, Mübadele, Ölçü Ve Metalürji Teknikleri > Sessiz iletişim

Sessiz iletişim

Dönüyoruz yüz göz beden hareketleriyle iletişime.

Basit bir refleks gibi görünen göz kırpma olayının aslında pek çok anlam taşıdığı ortaya çıkmış. Bundan böyle dikkat edilmesi gerekiyor, zira gözü her açıp kapayışta zihinden geçenlerin bir bölümü dış dünyaya aktarılmış oluyor. Bazı Amerikalı psikologlar, göz kırpmalarını, düşünceleri okumak için psikolojik bir ölçü olarak kullanmaya başlamışlar. Richard Nixon, ünlü Watergate skandalından sonra bir basın toplantısında sakin tavrını, “yakıcı” bir soru karşısında, normal olarak suçsuz bir insanın dakikada en fazla 10-20 kez gözlerini açıp kapamasına karşılık ortalama 30 – 40 kez bu işi yapmışmış…

Aslında her göz kırpma hareketi kesin bir nedene bağlanıyor ve bu hareketler doğrudan zihinden geçenlerle ilgili oluyor. Heyecan, yorgunluk, endişe gibi duygular, o kişinin göz kırpmalarından anlaşılıyor[1].

***

Ünlü ethnolog Marcel Mauss, beden “teknikleri” üzerine ethnologların dikkatini çeken ilk kişi olmuştu. Gerçekten, her beşerî ve sosyal uygulama, bedenin, bir kültürden öbürüne değişen hareketlerinin ortaya konulma şekliyle belirgin oluyor. Daha başka çalışmalar, bedenin ritüelleşmesi, yani bedenin sosyalleştirilmesinin, bir sistem içinde karşılıklı sosyal etkileşim olarak, şeklinin saptanması üzerine yoğunlaşmış. Bu çalışmalar, beden hareketlerinin sembolik boyutunu vurgulamış.

Lévi – Strauss’a göre kültür, bir toplum içinde, iletişim ve mübadeleye olanak veren sembolik kodların tümü olarak tanımlanmış. O ise ki günümüzde, bu kodlar arasında “bedenin dili”nin esaslı bir yer tuttuğu keşfedilmiş haldedir. Bedenî itiyad (habitus corporel), bedenin genel görünüşü, onun takdim ve tutumu, onu hareketlendirme şekli, bedenî tavırlar, el kol hareketleri ve mimikler, gerçi hareketlerin öğretisinin bir sonucu oluyor. Ama aynı zamanda kültürel değer ve normların, statü ve sosyal rollerin, sosyal tabakalaşmada yerinin kayıt mahalli oluyor.

İlkel toplumlarda, daha gelişmiş uygarlıklarda olduğu gibi, iletişim, söz ile bedeni sıkıca birbirine karıştırır. Ama el, kol, yüz hareketlerinin iletişimindeki şekli, çeşitli kültürlerin bedenin temsili hususundaki düşüncelerine bağlı olur[2].

***

Toplumun her üyesi, sosyal mevkii, servet ve geçmişi hakkında sürekli bir işaret akımı neşreder. İşbu bilgiler el veya kol işaretleri ve tavırlarda ifadesini bulur. Esasta bu işaretler, hayvanlar tarafından yapılan “mekânsal” taleplerle aynı biyolojik kökeni haizdir[3].

***

Bahsin başında “Sözle – sesle iletişim” demiştik. “Sesle iletişim”in en güzel misali, insan ruhuna, hayal gücüne… hitabeden musiki oluyor. Aşağıda söyleyeceğimizde, “hayal gücü” gerekmiyor: Doğruca bir geleneksel öğreti bahis konusu oluyor.

Karadeniz’de haberleşmede kemençe kullanılıyor. Çıkardığı nağmelere göre düğün, doğum, ölüm… haberlerini veriyor (TV, 14.04.1987). Yani herkes, hangi nağmenin neyi ifade ettiğini biliyor.

***

II. Dünya Harbi’nin sonlarında (1948), Yedek Subay Okulunda bizlere “Muharebe” (haberleşme) dersinde güvercinle haberleşmeyi öğretmişlerdi. Bu iş için yetiştirilen güvercinler, yetiştirildikleri (doğup büyüdükleri) yerden alınıp başka bir yere götürüldüklerinde, salıverildikleri zaman “yurt”larına, yolunu bulup dönüyorlarmış. Bu itibarla, götürüldükleri yerle “yurt” arasında muhabere, güvercinin bacağına bağlanan mesajla yapılıyormuş.

“Erzincan’a berid-i tayr (kuş postası) irsal eylediler (gönderdiler)” (Sadettin).

Ve nihayet, ulaştırma ile ilgili olarak XIX. yy sonları Osmanlı posta teşkilâtını temsil eden üç resim (Resim 95, 96, 97).


[1] Cumhuriyet, BİLİM TEKNİK 117, 27 Mayıs 1989.

[2] Dominique Picard. – Approche ethnopsychologique du corps, in Cahiers de sociologie économique et culturelle. Ethnopsychologie, Le Havre, No. 3, Juin 1985

[3] Tom Burns. – Non – verbal communication, in DISCOVERY, Vol. XXV, No. 10, October 1964, London.