Türlü etkiler sadece dinî ve yarı-dinî binaları değil, lâik yapıları da ezcümle köprü plânlarını da kapsıyor. Çocukluğumuzdan beri üzerinden gelip geçtiğimiz, Sinan’ın eseri Büyükçekme köprüsü, dik iniş çıkışlı bir yapıya sahiptir, Doğu’da rastladıklarımız gibi. Bu sonuncular arasında Silvan’dan Bitlis’e giderken, Dicle suyuna dökülen Batman suyu üzerindeki Malabadi köprüsü (1145-1154) bulunuyor (Resim 35a ve b). Bu da bir Artuklu yapısı olup suyun iki yakasını, düz bir çizgi üzerinde değil, kırıklar yaparak birleştiriyor.
“… Doğu Anadolu’da özellikle hissedilen Ermeni etkisi, bu bölge köprülerinde de
Arpaçay köprüsü kemer konstrüksiyonunun tekrarıyla bir kere daha kendini göstermektedir. Örneğin: Bitlis’teki Hatuniye Köprüsü’nde (Osmanlı köprüsü) de aynı kemer kuruluşunu bulmaktayız…”[1]
“Ticarî ve askerî ulaşımlarda, yeri son derece önemli olan köprülerin bazılarında, ya kendi bünyeleri içinde, ya da yan tesislerde, yol güvenliğini sağlaya
koruyucu kuvvetleri barındırdığını biliyoruz. Anadolu’da ayrıca güzergâhlara yakın yerlerde bulunan Derbentçiler, Köprücüler ve Gemiciler gibi amaca hizmet eden örgütlerin varlığını öğreniyoruz. Hattâ bu görevle yüklenmiş bazı köylerin “Köprü Köy” gibi adlar aldığı da bir gerçektir. (Örneğin Ankara- Kırşehir yolunun 100 km.sindeki Çeşnigir Köprüsü (Resim 36), yakınında bulunan Köprü Köy’den dolayı “Köprü Köy Köprüsü” diye de bilinir.[2]
“Malabadi… ve Çobandede (Resim 37a, b ve c) köprülerinde, yapının bünyesi içinde odalar bulunmaktadır. Batman Su Köprüsü’nde (Malabadi), ana kemerin başlangıç hizasında, alt odalara götüren girişler, köprü üstünde kale kapısı gibi yükselmektedir…”[3]
İlter, köprülerin iniş ve çıkışlarıyla kırıklarını, araba nakliyatının yokluğuna bağlıyorsa da[4] bize göre bu iş, doğruca bir askerî taktik uygulamasının sonucudur. Şöyle ki, “tüfek çıkıp da mertlik bozulana kadar” zamanın tankı, önündeki piyade perdesini silip süpüren süvari birlikleri idi. Köprülerin üstü genelde bugün “Arnavut kaldırımı” dediğimiz taş döşemeli idi ve atlar nallıydı… Bu itibarla bunlara dörtnala hücum eden süvari birliği durup, mezkûr muhafızlara karşı piyade muharebesi vermek durumunda idi…
Bunlara mümasil bir örneğe Antalya civarında Aksu yolu üstünde bir eski (Bizans ?) köprüde (Resim 38) rastladık. Bunda iniş çıkış yoktu ama süvariyi attan indirecek bir “keskin viraj” vardı.
Köprü, taştan başka bir malzemeyle yapılamazdı, o zamanlar.
[1] Fügen İlter. – Anadolu’nun erken devir Türk köprüleri ile İran köprü mimarlığı ilişkileri, in Edebiyat Fakültesi Araştırma Dergisi, In Memorium. Prof. Albert Louis Gabriel, Ank.1978, s.281. Biz aşağıda, Bitlis’teki eski Ermeni yerleşimlerine dair resim yayınlayacağız.
[2] ibd., s.289 ve infra 47
[3] ibd.
[4] ibd., s.276