Hitler Almanya’sının Türk Dostları

Aralık 12, 2017
Kültür Eserleri > Faşizm Alman Kimliği Türkiye İle İlişkiler – Cilt 2 > Hitler Almanya’sının Türk Dostları

Hitler Almanya’sının Türk Dostları

Şimdi, I. Dünya Harbi’ne takaddüm eden ve bu Harp sırasında devam eden “Alman hayranlığı”nı bu kez, II. Dünya Harbi sırasında yine bazı “büyükler”de aynen göreceğiz. Bunların hikâyelerini, Hitler Almanya’sının yüksek bürokrasisinin yazışmalarından takip edeceğiz. Ve yine bu belgelerde, Almanya’nın Türkiye’ye “boş” vaatleri okunacak…[1].

 

Ribbentrop’tan (Resim 64) Papen’e (Resim 6), Fuschl, 17 Mayıs 1941

 

Türkiye’yle resmî bir anlaşmaya varılmasıyla birlikte, silâhların ve savaş malzemesinin sınırsız olarak bu ülkeden geçirilmesini sağlayacak gizli bir anlaşma da imzalanacaktır. Gizli anlaşma, Türkiye’nin sözü edilen malzemeyi gerekli personelle taşımaya karşı duramayacağı biçiminde düzenlenmelidir. Bu, silâhlı kuvvetlerin, tebdil-i kıyafet geçirilmesine izin verilmesi anlamına gelecektir. Eğer Türkiye’de personelle birlikte savaş malzemesi ve silâh nakli konusunda uygun bir eğilim görürsek, Edirne sınırında ölçüsü belli bir değişiklik yapılması ve bir Ege adasının kendilerine verilmesi vaat edilebilir…(S.16-17).

 

… Güney ve Doğu bölgelerinde ‘Türk isteklerinin yerine getirilmesi’yle ilgili vaatlerde tedbirli davranılmasının gerektiğine işaret etmek isterim. Bu konuda, mümkün olduğu kadar az somut ifadeler kullanınız. Hazırladığımız ve sizin de bildiğiniz anlaşma tasarısı onunla ilgili olarak şöyle demektedir: 

 

Almanya, politik ve diplomatik olarak, Türkiye’nin toprak bütünlüğünün korunması ve kendisi için hayatî önem taşıyan Lozan anlaşmasının gözden geçirilmesinin sağlanması[2] yolunda destek olacaktır’ Türkiye’nin benzer isteklerinin gerektireceği kesin coğrafî sınırları belirtmekten kaçınmak zorundayız. Fransa’yla[3] olan münasebetlerimiz ve özellikle bu ülkeyle Suriye’deki işbirliğimiz, Türkiye’nin bu bölgeden yapacağı hiçbir talebi desteklememize elvermez. Ege adalarından biri veya Boğazlar statüsüyle ilgili olarak vereceğimiz vize için, anlaşmaya somut tarzda girmeyecek kapalı formül tavsiye edilir (S. 24-25).

 

Papen’den Dışişleri Bakanlığı’na. Özü: Panturanizm hareketi

 

Rusya’daki Alman başarılarını gördükten sonra Türk hükümet çevreleri Türk – Rus sınırının ötesinde bulunan yurttaşlarının ve özellikle Azerbaycan’daki Türk – Moğolların kaderiyle gitgide daha da çok ilgilenmektedirler. Bu çevreler açıkça 1918’e dönmeye hazırdırlar ve çok değerli petrollerin bulunduğu Bakü’yü ele geçirmek istemektedirler. Bu sebeple bir kısmı Abdülhamid devrinde, benzer yöntemlerle çalışmış birkaç kişiden kurulu uzmanlar komitesi, bu mesele ile ilgili bütün yayınları derleme ve Türkiye’nin Doğu’sundan Hazer Denizi’ne kadar, Türkiye’nin ortak sınırı bulunan Türk – Moğolların oturduğu bölgelerle Yeni Türkiye’nin birleşmesini isteyen Türkiye’deki, ayrıca Türkiye dışında, özellikle İran Azerbaycan’ındaki göçmenlerin listesini yapma görevini yüklenmiştir. Bu grubun şefi, halen İstanbul milletvekili olan Şükrü Enis Bahça’dır… Aynı gruba giren diğer kişiler şunlardır:

 

Nuri Paşa[4] (Enver Paşa’nın kardeşidir. Bir zamanlar İslâm ordusu adı verilen Ordu’da önemli bir mevkii vardı. Özellikle, kardeşinin Panturancı plânına sempatizan olarak tanınır.

 

Prof. Zeki Velidî (Resim 67) (Başkırdır), İstanbul Üniversitesi’nde Profesördü. Atatürk’le uyuşmazlıkları dolayısıyla bu üniversiteyi bırakıp geçici olarak Viyana’da, sonra Halle ve Bonn’da yerleşmek zorunda kaldı.

 

Ahmed Cafer (Ahmet Said Cafer de denir). Hiçbir şekilde güvenilecek bir insan değildir. Aynı zamanda hükümetin casusudur. Hâlâ General Sikorski’nin Londra’daki Prometheus teşkilâtıyla ilgisi olduğu söylenir. Türkolog olarak Ahmed Caferoğlu adıyla tanınır.

 

Bu gruba, geçenlerde Ankara’daki görüşmelere katılan Kâbil’deki Türkiye Büyükelçisi Memduh Şevket de girmektedir. Kendisi memur olduğundan, hükümetin politikasından ayrı bir politika izleyemez. Böylece yukarda adı geçenlerle aynı safta da tutulamaz. Şimdilik Doğu – Türk – Moğollarının gerçek bir dostu olarak görünmektedir.

 

Azerbaycan dışındaki Doğu Türk – Moğol halkları, yani Volga Türk – Moğolları, Tatarlar, Türkmenler vs. konusuna gelince, Türk hükümet çevreleri onları dıştan bağımsız bir devlet şeklinde birleştirmek istemektedir…

 

Hareketin lideri, eskiden olduğu gibi yine Mehmed Emin Resulzade’dir (“Eşitlik” anlamına gelen Müsavat Partisi’nin kurucusudur).

 

Resulzade’nin Polonya Genel Karargâhının bir kolundan başka bir şey olmayan “Prometheus” hareketiyle ilişkileri vardır. Polonya, 1939’da düşünce, Genel Karargâh’ın İsviçre’ye transfer edilen ve Pilsudsky fonları adını alan fonlarıyla yaşamıştır. 1940’da o, siyasî bir görevli, Londra’da Sikorsky’nin yanındaydı… (Türkiye topraklarında, “Prometheus” teşkilâtının öbür Türk üyeleri son zamanlarda Almanya’ya düşman bir ruhta ortaya çıktıklarından Resulzade’yi ihtiyatlı bir gözle görmek gerekir)…

 

Not: Birinci sahifeye ek: Ankara hükümetince Doğu Türk – Moğolları meselesi için güvenilir şahıslar arasında, Tatar asıllı General Hüseyin Emir Erkilet[5] de bulunmaktadır (S. 36-41).

 

Weiszaeker’den Ribbentrop’a. Berlin, 5 Ağustos 1941.

 

Türkiye Büyükelçisi bugün bana yeni elçilik müsteşarını tanıttı ve konuşmayı hemen, Sovyet bölgesinde yaşayan Türk – Moğol asıllı sınır kabileleri üzerine çevirdi. Bu Türk – Moğol kabilelerinin yapacakları Sovyetlere karşı propagandaya dikkati çekti. Sonra açıkça, Çerkeslerin tek bir tampon devlette toplanabileceklerini ifadeyle, Hazar Denizi’nin Doğu’sunda bir Türk Moğol devleti kurulabileceğine imada bulundu.

 

Hüsrev Gerede bunları sırasına getirip resmî olmayan tarzda söyledi. Fakat bu sözlerin tesadüfen ortaya atılmış olduğunu düşünmemek gerekir. Çünkü onlar, Ali Fuad’ın sayın von Papen’le olan görüşmesinde kullandığı ifadelere aynen uymaktadır… Nitekim Gerede, Bakü’yü bütün halkının Türk – Moğol dilini konuştuğu bir şehir olarak tarif ederek esas probleme girmekten geri durmamıştı (S. 41 – 42).

 

Erkilet’ten Hentig’e.  İstanbul, 27 Kasım 1941.

 

“Sayın ve değerli Elçi,

 

Bay Veli Menger’le[6] 17 Kasım tarihinde göndermiş olduğunuz destan satırlara ve ortak çıkarlarımız uğuruna göstermiş olduğunuz tarafımızdan gerekli değerin verildiği çabalarınıza çok teşekkür ederim.

 

Tarafımızdan çok arzulanan İstanbul yolculuğunuzun geri bırakılması bizi çok üzmüştür…(S.49)”

 

Büyük Alman Amirali Reader’in Türkiye’yi işgal ederek Kafkaslara uzanmak için yaptığı plânı Hitler neden reddetmişti?

 

Amiral Reader, Rusya’yı arkadan vurmak ve aynı zamanda Akdeniz’i kontrol altına almak için Türkiye’nin işgalini istemiş ve bu konuda hazırladığı plânı Hitler’e kabul ettirmeye çalışmıştır. Alman Genel Kurmayı, o sıralarda Trakya’da bulunan 18 Türk tümenine karşı 50 tümene ihtiyaçları olduğunu ileri sürmüş, beri yandan da Hitler, elindeki kuvvetlerle Karadeniz’in kuzeyinden Kafkaslara sarkmayı ve işini daha çabuk bitirmeyi düşünmüştür. Türkiye’deki arazi durumunu dikkate alan Hitler ve Genel Kurmayı, Anadolu’yu ağır silâhlarla aşmanın güçlükleri üzerinde durmuşlar, çete harpleriyle yıpranacaklarını anlamışlardır. Bu bakımdan Türkiye’nin işgalini göze alamayan Hitler, Irak ve Suriye’ye silâh sevkini temin için Türklerle bir anlaşma yoluna gitmiş, bunda da İnönü bütün baskılara karşı oyalama siyaseti ile Almanları meşgul etmiş, savaşın kaderi değişinceye kadar diplomasideki korkunç hünerini göstermiştir.

 

Gizli belgelerden de anlaşılacağı üzere, Türkiye’ye anlaşmalar karşılığında toprak vadinde bulunulmuştur. Ancak, bunların samimi olmadığı yine belgelerden öğrenilmektedir[7].

 

Ege Denizi’nde bir ada, Edirne sınırında bir kısım toprak ve sonra Türklerin bulunduğu Sovyet topraklarında Türk – Moğol devletinin kurulması, Bakû ve geniş bir bölgenin Türklerin yönetimine ayrılması gibi tekliflerin birer hayal olduğu, zamanla yayınlanan anılardan, belgelerden ortaya çıkmıştır.

 

Bugüne kadar yayınlanmış anılardan öğrendiğimize göre, Türklere yapılan tekliflere karşılık Hitler, “Bakû’yü ve Kırım’ı kimseye vermem!” diye bağırmaktan kendini alamamıştır. Hitler, bu bölgelerin Alman iskân bölgeleri haline getirileceğini, Kırım’ı da turistik bölge yapacağını düşünmekteydi (S. 132 – 134).

 

[1] Coll. – İkinci Dünya Savaşının gizli belgeleri (1941 – 1943), MAY Yay., İst. 1968. Kitaptaki sahife numaraları metinler arasında verildi.

[2] Tarafımızdan belirtildi.

[3] Mağlup Fransa’nın Almanlarla işbirliği yapan Vichy hükümeti.

[4] Çok yakından tanıdığımız ve gerek kendi kişiliği, gerekse bu yoldaki faaliyetleri hakkında daha önce “Yüzyıllar boyunca Alman Gerçeği ve Türkler” ve de “Yaşadıklarım, dinlediklerim, tarihi” ve “toplumsal anılar” adlı kitaplarımızda çok ayrıntılı bilgi vermiştik.

[5] Bu kişi hakkında da mezkûr kitaplarımızda ayrıntılı bilgi vermiştik.

[6] 1950’lerden sonra Mengerler firması Alman Mercedes, Bosh, Unimog… gibi önemli müesseselerin mümessili olmuştu.

[7] Tarafımızdan belirtildi.