Orta ve üst Mezopotamya ve Kuzey Suriye’nin çeşitli devletlerinde esas itibarıyla bir Babilonya yapısı ile karşılaşılıyor. Rakipleri, bağımlıları ve tebaaları olduktan sonra bu devletler, gerçekten onun halefleri olmuşlardı. Bunların sonuncusu, şanlı Asur imparatorluğunun çöküşünden sonra, ekonomik ve sosyal hayatları hakkında fazla bir şey bilinmiyor. Asur’un büyük siteleri yok oldular ya da eğreti küçük köy hayatını yaşadılar. Asur imparatorluğu veya daha eski Üst Mezopotamya ve Kuzey Suriye’nin imparatorluklarının bazı parçacıkları müreffeh ve güçlü kalıp İran’ın Suriye satraplıklarında önemli bir yer işgal etmişlerdir. Bu, muhtemelen Halep, Şam, Hama, Palmira… gibi büyük site – devlet veya büyük devlet – mabetlerin durumuydu. Bunlar, yine bir Babilonya icadı olan önemli kervan ticareti sayesinde sefalet ve çöküşten korunmuşlardı. Bu ticaret bir yandan Aşağı Mezopotamya’yı İran, Hindistan (belki de Çin, Arabistan)’la, öbür yandan da Pontos bölgeleri ve Akdeniz’le irtibatlandırıyordu. Bu kervan ticaretinin kendisi de Babilonya uygarlığı kadar eski idi; kendi öz tarihi ve olguları vardı. Dicle ve Fırat’ın büyük kervan yolları ve bunların Doğu’da, Güney’de (Güney Arabistan’da), Kuzey’de (metallerden yana çok zengin Karadeniz kıyısı) ve Batı’da (Finike ve Anadolu sahilleri), kolları, Pers döneminde, geçmişteki önemlerini korumuşlardı ve daha da emin hale gelmişlerdi. Bazı büyük kervan siteleri Mezopotamya ve Suriye’nin Kuzey’inde bu ticarete antrepo hizmeti veriyorlardı[1].
En önemli ehlî hayvanlar, tarlaların ekilip biçilmelerine ve nakliyata yarayanlardı: Öküz, inek, eşekler, bazen de develer. Kralın bunlara, topraklarının tarımı ve mallarının taşınması için büyük ölçüde ihtiyacı vardı. Kral, özel şahıslara ait hayvanlara güvenemezdi. Onun ilk kaygısı, bir mahalde mevcut öküz, inek ve eşeklerin tam sayısından emin olmaktı. Bu nedenle de her yıl, hassa ya da özel cer hayvanlarının kesin sayımı yapılıyordu. Sık vaki denetimlerle siciller güncelliklerini koruyorlardı. Cer hayvanı eksikliği veya bunların kötü durumları, tarım çalışmalarına, fena durumda sedde ve kanallar kadar zararlı idi; bunların ötesinde Devlet’e ait mallarla memurların muntazam nakilleri ancak eldeki koşum hayvanları sayesinde olabiliyordu[2].
Özel nakliyat, cer (koşum) hayvanları, bilhassa eşekler üzerinden ödenen vergilerle, nakliyat faaliyetlerine profesyonel olarak kendini vermiş kişilerden alınan bazı ödemelere rağmen, titizlikle düzenlenmemişti. Çeşitli boyutlarla yapılan nehir nakliyatında durum da buna benzer olmalıydı.
Ptolemaus’ların ekonomisinde nakliyat sorunları önemliydi. Savaş ve barış zamanlarında askerî zorunluluklar, kralın sık vaki yer değiştirmeleri, personelinin, çok sayıda memurunun gidiş gelişleri, hükümetin posta hizmeti ve özellikle üretim mahallerinden İskenderiye ve civarındaki kraliyet antrepolarına çok büyük miktarlarda tahıl ve sair malların nakli binlerce koşum hayvanı ve bakıcıları ve de binlerce değilse bile yüzlerce her boydan gemi ve mürettebatının varlığını gerektiriyordu[3].
[1] Michel Ivanoviç Rostovtseff. – Histoire économique et sociale du monde hellénistique, Paris 1989, s. 53-54.
[2] ibd., s. 203.
[3] ibd., s. 220-221.