Papa Suikastı ve Saire

Aralık 12, 2017
Kültür Eserleri > Faşizm Alman Kimliği Türkiye İle İlişkiler – Cilt 2 > Papa Suikastı ve Saire

Papa suikastı ve saire

Geçen günlerde (Mayıs 2001) piyasaya çıkan “Werschwörung gegen den Pabst” (Papa’ya karşı komplo) kitabıyla bir anda dikkatleri üzerine çeken gazeteci Valeska von Roques; Abdullah Çatlı, Oral Çelik ve Mehmet Ali Ağca’nın, Alman gizli servislerinden de para aldıklarını, bu para için kendilerinden “Batı’nın özgürlüğü adına savaşmaları istendiğini” vurguladı.

 

Von Roques, suikastın Türk bağlantısı üzerine kurulduğunu belirtti ve Ağca ile ortaklarının “kontrgerillanın eylemcileri olarak paralı hizmet verdiklerini” kaydetti.

 

Alman gazeteci şöyle konuştu: “Elbette ortada bir Türk bağlantısı var. Abdullah Çatlı, Oral Çelik ve Mehmet Ali Ağca, kontrgerillanın aktif üyeleriydiler. Bu durum, gerek 12 Eylül generalleri, gerekse sivil hükümet tarafından kamufle edildi. Gerçi Türkeş Hareketi 12 Eylül darbesinden sonra yasaklanmıştı ve Alpaslan Türkeş idamla yargılanmıştı. Ama bunlar daha çok göstermelik manevralardı. Susurluk Komisyonu raporuna göre Çatlı ve Çelik, askerî hükümetin görevlendirilmesiyle Fransa’da kalmışlardı, Ermeni hareketine karşı suikastlar düzenlemek için”.

 

Çatlı, Çelik ve Ağca’nın kendilerine sipariş veren Batılı çevrelerle dinginsiz bir antikomünizm histerisi çerçevesinde anlaştıklarını savunan Von Roques, şu görüşleri de dile getirdi: “Türk eylemciler ile onları görevlendiren Batılı odakları birbirine bağlayan şey vahşi antikomünizmleriydi. Zaten Oral Çelik, Roma’da Soruşturma Hâkimi Rosario Priori’ye şunları söylemişti: “Bize iyi bir ödemede bulunmak için Alman Gizli Servisi (BND) mahkemede ‘Bulgar Tezi’ni desteklememizi istedi ve şöyle de teşvik etti: ‘Sizler Batı için mücadele eden iyi savaşçılarsınız, tamam, şimdi bunu Batı özgürlüğü için yapın’.”.

 

Alman gazeteci kitabında, özellikle Çatlı’nın Fransa tarafından korunduğuna, Almanya’dan gelen bilgilerin İtalyan adaletine iletilmemesi için de özel çaba gösterildiğine dikkati çekti.

 

(Papa’ya suikastın ertesi günlerinde) en azından Federal Almanya’da, Mehmet Ali Ağca sağcı bir terörist olarak tanınmıştı. Uluslararası tutuklama emriyle aranan tehlikeli bir neo-faşist katil olarak Ağca’yı tanıyan Türk işçileri defalarca suç duyurusunda bulunmuştu. Ama Alman polisi bu ihbarlara tepki vermiyordu.

 

İçişleri Bakanlığı Müsteşarı Andreas Von Schöller, Ağca’nın Almanya’da bulunup bulunmadığı sorusuna 4 hafta sonra verdiği yanıtta bu kişinin “bulunmadığı” bildirilmişti. Alman polisinin Almanya’daki iki siyasî cinayet nedeniyle Ağca’yı aramasına rağmen Almanya’nın her köşeyi, her deliği arayan ünlü takibatı bu kez başarısız kalmıştı… Türkiye’de 12 Eylül darbesi yapılmıştı. Birçok ülkücü kapağı Almanya’ya attı. Bunlar, Federal İstihbarat Servisi’nin özel korunmasından yararlandılar… (Türkiye’de) Emniyet Servisi Müdürü, (Susurluk) Komisyonu’na, Abdullah Çatlı ve çetesinin Alman istihbaratı BND ile birlikte çalıştığını bildirdi.

 

Ankara’daki Alman Büyükelçiliği, kamuoyu önünde açıkça dile getirilen bu suçlamalara karşı protestoda bulunmalı (Osman Cutsay, Cumhuriyet, 19.05.2001).