Transcendent sözcüğü, genel olarak “üstün, faik, artuk”[1] demek olup felsefe alanındaki karşılığı “müteal” oluyor ki “deney dünyasını aşan; başka bir tabiattan olan” manasına geliyor. İlâhiyatta bir transcendent ilâh doktrini, Allah’ı dünya ya da tarihin içinde mündemiç veya bunları aslında mevcut diye kabul eden doktrinlerin karşısındadır. Klasik mantık (lojik) ve metafizikte tecrübî olmayan bilgi kaynak ya da prensipleri transcendent (müteal) olarak kabul edilir. Kant’ın ifadesine göre transcendentalism, saf idrakin (reason) bütün prensiplerinin sistemidir ve şu sorunun yanıtını vermekle yükümlüdür: tecrübeye dayanmayan ya da ondan çıkmayan, tamamen a priori saf hads (intuition) ve saf kavramlar tecrübî nesnelere ait olabilir ve bunlar için küllî ve lâzım mer’iyet iddiasında bulunabilir mi? Kant’a göre transcendentalism sadece sistem olarak mümkündür yani, bir salt vahdet olarak idrakten saf ve bozulmamış olarak çıkmak zorunluluğunda bulunduğundan kavramlarını bir prensibe göre arayacaktır. Bütün tek bilgilerin arasındaki insicamı tesis edip bunu teminatı altında tutan fikir (idea) bakımından Kant, “mümkün tecrübe” fikri ile “tecrübe hedefi”ni tefrik ediyor. İster saf hads, isterse saf idrâk alanlarına ait olsunlar, sentetik muhakemeler a priori bir müşterek karakteristiğe sahiptirler: tahayyülâtımızı bir nesneye maledebilme karakteristiği.
Transcendental felsefe münhasıran a priori, rasyonel olarak saf, bilgiyle ilgilenendir. Kısaca, “transcendental”, “tecrübî”nin karşıtı olmaktadır. Daha doğru olarak mantık yoluyla istidlâl edilmiş bir doktrin takımı yerine bir aklî, bediî ve ruhî heyecan olarak düşünülür. Muhtemelen Ch. M. Ellis tarafından 1842’de kaleme alınmış bir risalede “transcendentalism… insanın beş his ya da muhakeme kabiliyeti yoluyla gelmeyip ya Allah’ın doğruca vahyinin veya O’nun ruhî âlemdeki mevcudiyetinin sonucu olan fikirlere sahip bulunduğunu iddia eder ve insanın, etten yapılı bedeninin yanı sıra bir ruhî bedeni haiz bulunduğunu, bunun doğruyu ve güzeli seçtiğini ve bunlara bir doğal sevgi beslediğini ileri sürer…” diye yazıyor. Bu “ruhî beden”, bir başka deyimle “derunî ışık” oluyor.[2]
[1] Alexandre Handjéri. — Dictionnaire Français-Arabe-Persan et Turc, Moscou 1840, T. 3 (1841). BTL de “artukmaç” kelimesi için Çağatayca bir sıfat, “bir cinsten birçok şeyler arasındaki en değerli olan” tarifini veriyor.
[2] EA, EB, ESS, mad. “Transcendentalism”. Ayrıca bkz. C. I, s. 260-1.
( * ) Site yönetimi tarafından eklenen başlık, bağlantı ve içerikler – bu içerikler kitabın orjinalinde yoktur okuma kolaylığı için site yönetimi tarafından eklenmiştir.