Kültür Eserleri > THKK 3 - İnşaa Isıtma ve Aydınlatma Teknikleri > Önsöz

Önsöz

‘İnsan nedir?’ sorusuna yanıt aramak, insanlık tarihi kadar eskidir. Çeşitli inanç, düşünce akımları ve ideolojiler bu soruya, kendi özgül bakış açılarından yanıt aramışlar ve tanımlar oluşturmuşlardır. Diğer birçok konuda olduğu gibi, üzerinde anlaşmaya varılmış tek bir tanıma rastlamak olası değil. Ancak, tüm yaşam olgularını içine alan en kapsamlı tanınım, “insan bir kültür varlığıdır” önermesinde içerildiği kanısını taşıyorum.

İnsan, doğa ve toplum ilişkilerinde şekillenmiş bir varlıktır. Doğa nesnelerine biçim verirken, onları üretirken, diğer yandan insanın kendisi de değişip gelişmiştir. ‘İnsan-insan’ ilişkileri ya da daha genel bir deyişle, ‘toplumsal ilişkiler’, insan hamurunu yoğurarak, onu ‘tarihsel’ kılmış ve başlangıçta doğanın çocuğu olan insan, tarihin ve kültürün çocuğu olmuştur.

Kültürün insan üzerindeki etkisi, öncelikle ‘yalan ilişkiler’, ‘doğrudan deneyimler’ yoluyla olmaktadır. ‘Uzak ilişkiler’, yansımalı bir biçimde, öğrenme yoluyla insana ulaşır.

Kültür, toplumsal ilişkilerde işlenip, rafine edilerek uygarlığa dönüşür. Her toplum, kendi koşulları içinde ve özgün karakteriyle kültürü işler ve kendi uygarlığını yaratır. Bireyler, uygarlığa katıldıkları ölçüde ondan pay alırlar. Uygarlıklara damgasını vuran, toplumların ürettiği düşünce, bilim, sanat ve örgütlenme biçimleridir. Bu özellikleri ise kültür nesneleri yansıtır.

Bir başka tanımla, ‘kültür’, doğa ve toplum ilişkilerindeki üretimlerin toplamı, onların kullanma biçimi ve nesilden nesle aktarımı olarak da söylenebilir. Kültür, bir toplumun ortak umutlarını, hedeflerini ve geleceğe bakışını ortaya koyar. Kültür, insan topluluklarına ortak bir kimlik kazandırır. Bu bağlamda kültür, toplumların bilinç dışı belleğidir ve insanların davranışlarında vücut bulur.

İnsanı kültür varlığı olarak ele almak bir araştırmacı için çok zorlu bir uğraştır, çünkü kültür, çok karmaşık bir olgudur. Bu karmaşıklık içinde yolunu bulmak için, nesne olay ve olguları birbirinden ayırt edecek kavramsal bir yaklaşıma gereksinim vardır. Kültürü anlamlandırmak için sanatsal, bilimsel, felsefesel disiplinler yanında simgelerin dilini de bilmek gerekir.

Değerli yazarımız Sayın Burhan Oğuz, bütün bu zorlukların üstesinden gelmiş bir araştırmacı olarak, kültür dünyamıza büyük bir katkı sağlamıştır.

Sayın Oğuz’un ‘disiplinler – arası’ ilişkiler kurmadaki ustalığı ve derin bilgisi hayranlık verici. Öznel yaklaşım, ön yargı ve tek yanlı belirlenimlerden uzak, nesnel yaklaşımıyla yazar, tam bir bilimsel tutum sergiliyor.

Burhan Oğuz, kültürü, kategorik ve didaktik bir biçimde ele almamış, doktriner bir sıkışmaya uğramaksızın kültürel olguları serimlemiş.

Bu görkemli çalışmayı izlerken, arka tasarda güçlü bir felsefi bilinci fark etmemek olası değil. Kitapta dikkati çeken başka bir özellik de, yerel kültür nesne ve değerlerinin, evrensel değerlerle bağlarının kurulmasındaki başarıdır.

Eser, taşıdığı kavramsal yüke ve içeriğinin olağanüstü zenginlik ve yoğunluğuna karşın, bir roman kolaylığında ve zevkinde okunma ustalığıyla yazılmış. Burhan Oğuz’un kaleminde kültür, bir ‘kültür serüveni’ne dönüşmüş.

Kültürler, onları oluşturan ve besleyen kaynaklarından ve kökenlerinden koparıldığında anlamsızlaşırlar. Bu nedenle, Burhan Oğuz’un yaptığı bu çalışma, kendine anlamlı bir dünya kurmak isteyen okuyucuya, bir kültür hazinesi sunmaktadır.

Kültür, toplumların yaşamında sürekliliği sağlayan en temel olgudur. Dayanağını kültürden almayan siyasal örgütlenmeler, toplumlarına yabancılaşır ve baskı aracına dönüşürler. Bu nedenle, kültürel bilinçlenme, yaşamsal bir önem taşır. Burhan Oğuz’un bu eseri, halkımızın kültürel bilinçlenmesine eşsiz bir katkı olmuştur.

Bu görkemli eser, geniş bibliyografisi ve zengin içeriği ile özellikle araştırmacılar için, bir ‘kaynak-eser’ olarak halkımızın hizmetine sunulmuştur.

Metin Bobaroğlu Anadolu Aydınlanma Vakfı Başkanı

Ağustos 2000 İçerenköy-İstanbul.