Küçük Asya’daki Asurlularla temasımız kesilince karşımıza kronolojik sıradan Hurrî – Mitanni’ler çıkıyor. Güney – Doğu Anadolu ile Dicle – Fırat çatalının kapsadığı alan içinde devlet kurmuş olan bu topluluğu da ciddî bir ticarî faaliyet içinde görüyoruz. Onun da bu konuda örfü ve kanunları var. Faizle ikrazda vade, genellikle kısa olup faiz oranı, örneğin tuğlalar için, % 50’ye kadar çıkabiliyordu. Birkaç borçlunun birden bulunması halinde mukriz (ikrazda bulunan) bütün alacağını borçlulardan kendisine en yakın olanından tahsil etme hakkına sahipti. Çoğu kez, teminat makamında gümüş, herhangi bir eşya veya hattâ bir insan rehin olarak veriliyordu. Babilonya sözleşmelerinde kefalet müessesine de sık rastlanır. Kiralama konusu, tuğla imali, bir tarlanın işletilmesi gibi bazı işleri kapsıyor.
Bazı küçük yeniliklere rağmen başta Hammurabi Kanunu olmak üzere, Babilonya nizamının bu insanların tabî oldukları bir norm olarak kaldığı görülür[1].
Kültepe’de Asur kolonisinin varlığı zamanına ait olmak üzere dilcilerin tacirlerin tuttukları kayıtlarda rastladıkları birçok Hitit adı, o devirlerde Merkezî Anadolu’da teamüle göre bu isimle anılan ve geliş şartları ve yeni bir ulus olarak da bu ülkenin gelenek ve olanaklarına kendilerini intibak ettirmeye vetiresi (süreci) az çok tartışma konusu olan bir toplumun varlığını ilk olarak ortaya koymuştur. Gerisi için de Hititlerin, kendi ilk tarihlerine ait kayıtlarından istifade edilmiştir.
Burada özellikle yarı efsanevî olup bu insanların ataları olarak kabul ettikleri “Kussara Kralları” ele alınmıştır. Hitit arşivleri Pithana adlı bir kralla oğlu Anitta’dan söz ediyor. Babası Kanesh’i zapt etmiş olup oğlu burasını başkent ittihaz etmiş. Buradaki “Anitta Sarayı”nın, karum’un ikinci işgalini hitama erdiren yangında, yani yaklaşık M.Ö. 1750’lerde yandığı anlaşılıyor. O tarihler Hititlerin zımnî (üstü kapalı) varlıklarının yerini artık her gün kendini daha çok hissettiren bir hegemonyanın aldığı devirleri ifade eder.
Hitit ticaretinin şekilleri hakkındaki bilgilerimiz fazla yaygın değildir. Ancak. Proto – Hitit devri (Kapadokya tabletleri) konusundaki bilgilerimiz, usullerin fazla değişmemiş olduğu kanısını uyandırıyor. Kervanlar, bugünkü yol tekniğine aslâ ihtiyaç göstermeyip patikalar bunlara yettiğine göre bunların emniyeti ön plâna çıkıyor. Anadolu yaylalarıyla sınırlanmış bir Hitit devletinin inkişaf vüs’atinin mahdut olacağını anlamış olan bu topluluk, içinde kapalı bulunduğu dağ çemberinden çıkış yolu arayacağı tabiî idi. Bu fikr-i müdir ona Karkamış’ı, yani Hattusa’nın (Boğazköy) gerçek şubesi, kervan izlerinin düğüm noktası, Fırat üzerinde limanı ilham etmişti. Hatti devletinin büyümeye başlamasıyla birlikte Karkamış elzem bir çıkış yeri haline geldi. Bu itibarla imparatorluğun bekası Hattusa – Karkamış hattının tam hâkimiyetine bağlı idi ve bütün çabalar, etrafında Hitit imparatorluğunun bina edildiği bu hatta mücavir toprakların ilhakına sarf edildi. Zamanla, Hatti krallarını Doğu ve Batı’ya doğru da ulaştırma yolları tesis ederken görüyoruz. Doğu ticaretinin bir kısmının Finikelilerin deniz nakliyatından istifade etmesine mukabil mühim bir kısmı da Küçük Asya’dan geçiyordu. Böylece Batı’daki hat başlarının, Efes’in Sardes’in zenginliklerinin sırrı anlaşılmış olur. Bu yol, Romalılarınki gibi bir mahalden diğerine mümkün olduğu kadar doğru bir yol olmayıp beslenmesi gereken çok sayıda ara merkezlere de uğramak suretiyle iki üç noktayı birleştirirdi[2].
Satış sözleşmelerinde fiyatlar gümüş olarak tespit edilirdi. Hititler de, Babilonya’da olduğu gibi altmış sikl’lik mina’yı kıymet vahidi (birimi) olarak alırlardı. Hitit mina’sının da 0,5 kg civarında gelip gelmediğini bilmiyoruz. Ancak bir gümüş sikl’e karşılık 4 mina bakır tedarikinin mümkün olduğu malûmdur.
Dönemin ekonomik şartları icabı zarurî görülen maddelere narh konmuştu. Bunlardan birkaçı aşağıda derç edilmiştir.
Hayvanlar
Bir katır 1 mina
Bir cer beygiri 20 sikl
Bir çift öküzü 15 sikl
İki yaşında bir inek 7 sikl
Bir dana 2 sikl
Bir koyun 1 sikl
Bir keçi 2/3 sikl
Deriler
İki yaşında sığır derisi 1 sikl
Dana veya yünsüz koyun derisi 1/10 sikl
Kuzu derisi 1/20 sikl
Yaklaşık 500 m2 bağ bir mina, yine aynı yüzeyde iyi bir tarlanın yirmi katı ederdi.
Hitit Kanunnamesi eşya ve hizmetlerin kirasını da tanzim etmiş. Ezcümle bir demirci, dülger, çömlekçi, kısaca sınaat adamı 10 sikl (köle ise sadece 6 sikl). Harp zamanında, mesleği icabı askere alınan er 10 sikl, kadın 6 sikl (bu ücretlerin ne kadar süre için olduğu belirtilmemiş) kazanacaktır[3].
Bir çift öküzünün kirası ayda 1 sikl, bir öküz çifti boyunduruğununki de bir galon arpa idi[4].
Etler
1 koyun eti 1/10 koyun
1 öküzün eti 1/2 koyun
1 kuzunun eti 1/20 koyun
1 oğlak eti 1/20 koyun
1 dana eti 1/10 koyun
Yine deriler
Yapağılı koyun derisi 1 sikl
Kırkılmış koyun derisi 1/10 sikl
Keçi derisi 1/4
Kırkılmış keçi derisi 1/15
Ergin öküz derisi 1 sikl
Kuzu derisi 1/20 sikl
Oğlak derisi 1/20 sikl
Dana derisi 1/20 sikl
Tarım ürünleri (ölçü birimleri saptanmamıştır).
1 parisu emmer buğdayı[5] 1/2 sikl
1 zippittani yağ (zeytin? susam?) 2 sikl
1 zippittani tereyağı[6] 1 sikl
1 parisu arpa 1/4 sikl
1 zipittani domuz yağı 1 sikl
1 zipittani bal 1 sikl
1 parisu şarap ½ sikl
1 peynir (miktar?) ½ sikl
Toprak
1 akr (yakl. 500 m2) sulanan toprak 3 sikl
1 akr halani (?) toprak 2 sikl
1 akr bağ 1 mina
Elbise ve kumaş
Âlâ elbise 30 sikl
Mavi yünlü elbise 20 sikl
Baş bağı 1 sikl
Âlâ gömlek 3 sikl
Geniş keten kumaş 5 sikl
Metallerden 1 mina bakır ¼ sikl karşılığındaydı.
Gümüş, Asurlulardan beri bir tediye vasıtası olmaya devam etmektedir[7].
[1] G. Contenau. – La civilisation des Hittites, s. 74.
[2] ibd., s. 113.
[3] ibd., s. 116-117.
[4] O. R. Gurney. – op. cit., s. 81.
[5] Emmer, o devirlerde türetilen bir ilkel buğday türü olup sadece un ve ekmek için olmayıp aynı zamanda bira imalinde kullanılırdı.
[6] Bu konuda bkz. Kültür Kökenleri I, “Beslenme teknikleri”.
[7] O. R. Gurney. – op. cit., s. 85 – 86.