Kültür Eserleri > THKK 2/A - Tarım, Hayvancılık, Meteoroloji > 103. Bölüm

Ayın safhaları, deniz kabuğu ve kadın ferci *

Ayın safhalarına göre, ya da bunun etkisiyle, çok çeşitli “kozmik düzeylerde hadiseler bir nizam dahilinde sıralanır. “İlkel düşünce sistemi”, ayın “faziletlerini idrâk edip bu hadiseler arasında yakınlık ya da muadelet münasebetleri kurmuştur. Böylece de, çok kadim çağlardan beri, tarımın keşfiyle birlikte, aynı sembolizm Ay’ı, Su’ları, Yağmur’u, kadınların ve hayvanların doğurganlığını, bitkiler âlemini, insanoğlunun ölüm sonrasındaki kaderini ve sırra vâkıf olma (süluk – initiation) ritüellerini birbirlerine bağlar; birbirine benzemeyen gerçekler ilişki haline gelip birleşirler. Ancak bütün bunlar, gerçeğin bir aklî (rasyonel) tahlili ile değil de, bütünün gitgide daha kesinleşen bir hadsi ile olabilmektedir. Herhangi bir ayrıntıda bile bütün, mevcuttur. Meselâ, daha buzullar devrinde ayla ilgili sembolizmi bilinen helezon, ayın safhalarına bağlanır, fakat kadın ferci – deniz kabuğu müşabehetinden türemiş cinsî ve sularla ilgili (ay=deniz kabuğu) etkilerle mümbitliğinkileri (çift helezon – sütun başlığı, boynuzlar, vs.) de içerir. Muska mahiyetinde taşınan bir inci, kadını suyun (deniz kabukları), aynı (ayın sembolü kabuklar; bunlar ayın ışınları tarafından meydana getirilmişlerdir) ve cinsî gücün faziletleriyle iştirak haline getirir.[1] Biz de çocukluğumuzda, bunun için “delikanlı yeni ay”a “ne getirdin? Midye mi, istiridye mi?” diye sormuştuk…

Ama biz daha doğmadan çok öncesinden itibaren Türkmen kadını Soy Kuşağı’nı taşıyordu, ilk kadınlık günlerinde, tam karnı üstünde: “bu kuşak, deniz kabuklarıyla yapılır. Adı geçen deniz kabuklarına “gözeme boncuğu”, “tazı boncuğu” gibi adlar verilir… Gelin, “Soy Kuşağı”nı, geleneklere göre kırk gün[2] üzerinde taşır. Bir yıl sürece de “Soy Kuşağı”nı düğün ve bayramlarda kullanır. Sonra sandığına kor, saklar, çünkü soyun gelecek gelini de aynı “Soy Kuşağı”nı kullanacaktır”.[3] Venüs doğmuş bu kabuktan, daha Başka’ları gibi… Alevî Türkmen bunu:

 “Ol sedeften doğdu ol dürr dânesi”

diye mi, yoksa Boticelli yüzünden mi taşır belinde?…

Vishnu, dört adet olan ellerinden birinde büyük bir cins kabuklu deniz hayvanı (conch), ya da Sankha’yı tutar.[4] Deniz perisi Triton’un, bu iri şeytanminaresinden borusu vardı. Vishnu, törel nizamın koruyucusuydu,

Mithra kültüne tahsis edilmiş bazı mağaraların bezenmesinde de tavan kemerleri üzerinde deniz kabukları dizilerine rastlanması da manidardır.[5]

( * ) Site yönetimi tarafından eklenen başlık, bağlantı ve içerikler – bu içerikler kitabın orjinalinde yoktur okuma kolaylığı için site yönetimi tarafından eklenmiştir.

[1]              M. Eliade.- Traité, s. 140.

[2]              Tarafımızdan belirtildi.

[3]              S. Tansuğ.- Türkmenlerde giyim gelenekleri, in I. Uluslararası Türk Folklor Kongresi- Bildirileri V, Ank. 1977, s. 254.

[4]              D. and J. Johnson.- God and Gods in Hinduism, s. 49.

[5]              H. Lavagne.- Importance de la grotte dans le mithriacisme / Occident, in Acta Iranica V, s. 275.