Yaşayan tarih, Burhan Oğuz’un ardından…

THKK 1 - Giriş, Beslenme Teknikleri

Yaşayan tarih, Burhan Oğuz’un ardından…

Burhan Oğuz doksan yaşında, Nişantaşı’nda hayata veda etti. Kimdir Burhan Oğuz?
O, ardında 20 bin sayfalık dev bir sosyoloji külliyatı bırakmış, bu ülkenin yetiştirdiği en önemli yazarlardan biridir. 20 bin sayfa! Eserleri üst üste koyulduğunda boyum kadar yer tutar; çoğumuzun okuduğundan fazlasını yazmış bir araştırmacı.

Burhan Oğuz, 1 Mart 1335’te (1919) İstanbul’da doğdu. İlk ve ortaokulu Collége Sainte Jeanne d’Arc’ta, Liseyi Saint Benoit’da okudu. 1942’de Yüksek Mühendis Mektebi’nden (İTÜ) Makine ve Elektrik Yüksek Mühendisi olarak mezun oldu. 1942-1993 yılları arasında çeşitli fabrikalarda mühendis olarak görev aldı. Bu arada, 16 Aralık 1946’dan kapatılana kadar Türkiye Sosyalist Partisi Merkez İcra Komitesi üyeliği ve Türkiye Demir ve Çelik Sanayii İşçileri Sendikası başkanlığı yaptı. 1979-1984 tarihleri arasında Edirne Devlet Mühendislik ve Mimarlık Akademisi ve sonra Trakya Üniversitesi’nde kadrolu, 1993-2000 arasında da Marmara Üniversitesi Teknik Eğitim Fakültesi Metalürji Bölümü ve Güzel Sanatlar Fakültesi Endüstri Ürünleri Tasarımı Bölümü’nde yüksek lisans sınıflarında öğretim görevlisi olarak yer aldı.

Antropoloji, sosyoloji, din, kültür, tarih, siyaset, bilim…. Bu topraklara dair ne varsa yazmıştır Burhan Oğuz. Derinine yazmıştır. Kitaplarında Yahudi Kabalası’ndan Bektaşi geleneklerine, Talmud’tan kilise babalarına, ezoterik geleneklerden sufi teşkilatlanmalarına kadar referans alınmamış neredeyse hiçbir konu yoktur. Göğün hareketlerinden astrolojiye, antropolojiden jeolojiye sanki dünyanın bütün kaynakları taranıp özeti çıkartılmış gibidir. Bir yazar olmanın ötesinde, bilgi aşığı bir ansiklopedisttir Burhan Oğuz.

Yine de eserlerinde önemli olan, ne yazdığı kitapların sayfa sayısı, ne de çalışma azmidir. Asıl önemli olan yazdıklarının kalitesidir. Burhan Oğuz’un ismiyle ilk kez karşılaşanlar bu ismi mutlaka akıllarında tutsun. Kitapçıya gittiğiniz zaman bir eserini isteyin. Rastgele bir sayfasını açıp herhangi bir satırdan okumaya başlayın. Çünkü ne demek istediğimi anlatabilmenin başka bir yolunu bulmak zor. Bu deneme için Şalom okurlarına “Türk ve Yahudi Kültürlerine Bir Mukayeseli Bakış” adlı kitabını öneririm.

Burhan Oğuz, kitaplarını kimseye ithaf etmedi, bilgiyi kim arıyorsa ona yazdı eserlerini. Bu nedenle bilginin değerini bilenler için kitapları eşsiz birer kaynak olmuştur. Akıl mabedinin kurulması şüphesiz ki, bilgi merdivenini de çıkmayı gerektirir. Her biri bir basamak olan bu kitapların kültür tarihi açısından önemi bu bağlamda çok büyüktür.

Bilincin oluşması ilkin kişinin kendini içinde bulduğuna yabancılaşmasıyla kurulur. Kültür içi bir varlık olarak insan, kendini bu soyutlanmaya ittiğinde çoğu zaman artık kendini onu aşan, yüce bir varlık olarak görür. Oysa sadece onun dışına atılmıştır; çünkü kültürü aşmak ancak onu anlamak ve anlamlandırabilmekle mümkündür. Bu yabancılaşma sürecinden geçen ve arada kaldığı için bir çıkmazın trajedyasını yaşayan modern toplumumuz, onun eserlerinde kökleriyle bağ kuracaktır. Bu nedenle sezgisi kuvvetli olanlar için onun eserlerini okumak zevk ve hayranlıktan ibarettir.

Tarih ve kültürlerine dair ortaya bir eser koyabilmek adına devletlerin oluşturduğu ekiplerin, aydın gruplarının, ansiklopedistlerin yaptıklarını, tek başına yapmış bir devdir Burhan Oğuz. Geçtiğimiz 17 Şubatta, doksan yaşında, Nişantaşı’ndaki evinin çalışma odasında, yazmakta olduğu son kitabının henüz ortasındayken aramızdan ayrıldı.

Bir buluşmamızda şöyle demişti: “Öyle mezarla falan işim yok benim, başıma toplanıp çiçek falan da bırakmasın kimse. Dostlarım beni anmak isterlerse, biraraya geldiklerinde benim için kadeh kaldırsınlar yeter.”

Kadehimi saygıdeğer hocam ve dostum Burhan Oğuz’a kaldırıyorum, kazandırdıklarınıza ve kazandıracaklarınıza…

İzzet Erş

Şalom Kitap, 01 Temmuz 2009

Kaynak: http://www.salom.com.tr/haber-71321-yasayan_tarih_burhan_oguzun_ardindan.html