Ekler

Aralık 12, 2017
Kültür Eserleri > Faşizm Alman Kimliği Türkiye İle İlişkiler – Cilt 2 > Ekler

Ekler

Türkiye ile “Geleneksel dostumuz” Almanya ilişkilerine dair 2000 yılından itibaren basında çıkmış makaleleri derleyip bunların arasından ana konumuz bakımından önemli gördüğümüz kısımları buraya aktardık. Bunu yaparken de tekrarlardan olabildiğince kaçındık.

. .

Hayrullah Gök – Mesut Uyar.  – Bir arşiv yağmasının hikâyesi, in Toplumsal Tarih 83, Kasım 2000.

 

Türk askerî tarihi ile ilgili olarak sürdürdüğümüz araştırmalar sırasında Prof. Dr. Vakur Versan ve Doç. Dr. Rauf Versan’ın yardımları ve hoşgörüleri sayesinde kendilerinin aile arşivlerinde bulunan bir belgeye ulaştık. Aşağıda muhteviyatını ayrıntılı olarak inceleyeceğimiz bu belge, Birinci Dünya Savaşı’nın sonunda Alman Generali Hans von Seeckt’in Osmanlı Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Riyaseti’nden çok önemli belgeleri Almanya’ya götürdüğünü kanıtlamaktadır.

 

Alman Genelkurmay Başkanlığı, yeni Osmanlı Ordusu’nun teşkili safhasında asıl önemi, doğal olarak, Osmanlı Genelkurmay Başkanlığı’na verdi. Çünkü Alman – Prusya askerî sisteminde ordunun can damarı, asıl kararı verici, denetim organı genelkurmaydı…

 

Yeni Genelkurmayın ilk görevi, Balkan Savaşı’nda yokluğu büyük sorun yaratan seferberlik planlarını hazırlamaktı. Ancak planlar Türk kurmay subayları dışlanarak, Brongart von Schellendorf ve 1.ci Şube Müdürü Yarbay Kress von Kressentein tarafından hazırlandı. Söz konusu hazırlık sırasında Alman Genelkurmayı ile yoğun yazışmalar yapılarak koordinasyon sağlandı. Ayrıca, bu planların hazırlanması esnasında yepyeni bir uygulama başlatılarak bütün hazırlık çalışmaları, onay belgeleri ve Alman Genelkurmayı ile yapılan yazışmalar, von Schellendorf’un Alman Başyaveri tarafından diğer evraklardan ayrı olarak arşivlenmeye başlandı. Türk subaylarının bu belgelere nüfuz etmesi önlendi (tarafımızdan belirtildi) ve bu uygulamaya savaş boyunca devam edildi.

 

Alman denetimindeki Osmanlı Genelkurmayı bütün önemli kararları, sefer planlarını ve her türlü yığınağı zaten Alman Genelkurmayının emir ve denetimi altında yapmaktaydı. Bütün bu önemli yazışmalar ve hazırlık çalışmalarının Alman subayları denetiminde ayrı bir şekilde arşivlenmesi işlemine de devam edildi. En üst düzey komutanlar dâhil, hiçbir Türk subayı plan ve yazışmalara ulaşamıyordu (tarafımızdan belirtildi). Bu uygulama savaşın son dönemine kadar titizlikle devam ettirildi.

 

Antlaşma öncesi (Mondros antlaşması) başlayan panik, antlaşmanın imzalanmasına rağmen daha da büyüdü. Enver Paşa ve İttihat Terakki’nin önde gelen liderleri kaçış hazırlıklarına ve yurda tekrar dönüşleri için uygun girişimleri şimdiden yapmaya, Osmanlı Genelkurmayında görevli Alman subaylar ise Askerî Heyet’ten bağımsız olarak gidiş hazırlıklarına başladılar.

 

Bu olağanüstü karmaşa ortamından istifade ile ve Seeckt, 1915 yılından bu yana Alman subaylarının denetiminde ayrı olarak arşivlenmiş olan seferberlik, sefer cepheleri, savaş ve sonrasıyla ilgili önemli planların asılları ve hazırlık çalışmaları ile Alman Genelkurmay Başkanlığı’yla yapılmış önemli yazışma evraklarını içeren sandıkları kendilerine tahsis edilen gemilere yükletmeye başlattı.

 

Von Schellendorf’un Genelkurmayda görevlendirilmesinden bu yana Genelkurmay karargâhı kıdemli Başkan Türk Başyaveri olarak görev yapan ve von Seeckt’in, emirler hilâfına, Genelkurmay arşivini Almanya’ya götürme çabasını fark eden Binbaşı Abdürrauf Bey, aynı zamanda Merkez Şube Müdürlüğü’ne de vekâlet ettiğinden önce kendi yetkisi dâhilinde arşivi taşımakla görevlendirilmiş olan Alman Başyaver Binbaşı Rohrscheidt’i durdurmaya çalıştı. Başarılı olamayınca durumu sadrazama ve Genelkurmay Başkanlığı’na yeni atanan Cevat Paşa’ya bildirmesi için yaver Binbaşı Muzaffer Bey’e iletti. Ancak herhangi bir müdahale gelmedi. Bunun üzerine resmî bir tutanakla durumu Genelkurmay Başkanlığı’na bildirdi.

 

Alman personeli taşıyacak geminin 3 Kasım 1918 günü sabah saatlerinde İstanbul’dan ayrılacağını öğrenmesi üzerine Binbaşı Abdürrauf Bey, aynı gün saat 10’dan önce bizzat Genelkurmay Başkanı Cevad Paşa’nın huzuruna çıkarak durumu arz etti. Ancak yine herhangi bir işlem yapılmadı veya yapılamadı. Gemiler çok değerli yükü ile İstanbul’dan ayrıldı.

 

Herkesin kendisini kurtarmaya çalıştığı bu karmaşa ve anarşinin hâkim olduğu günlerde, Bnb. Abdürrauf Bey’in Genelkurmay arşivini kurtarma çabası ancak gecikmeli olarak etkisini gösterdi. Yeni Sadrazam Ahmet İzzet Paşa, Berlin Büyükelçisi Rıfat Paşa’ya 5 Kasım 1918 tarihinde çektiği telgrafta General von Seeckt’in önemli belgeleri kaçırdığını bildirerek derhal Alman Hükümeti nezdinde girişimde bulunmasını istedi. Ancak bir sonuç alınamadı.

 

Osmanlı Genelkurmayını Alman subaylara bırakan, burada Almanlar tarafından ayrı bir arşiv tutulmasına ve bunun da yurtdışına kaçırılmasına uygun koşullar yaratan Enver Paşa bir kısım İttihat Terakki ileri gelenleri ile birlikte 8-9 Kasım 1918 gecesi U-67 numaralı Alman denizaltısı ile İstanbul’dan kaçtı. İşin ilginç tarafı bu grubun Türkiye’den kaçmadan önce İttihat Terakki arşivinin önemli bir kısmını yok etmesidir.