Kültür Eserleri > THKK 4 - Dokuma ve Giyim Teknikleri > Ekler

Ekler 

I – OSMANLI DEVLETİNDE DOKUMACI ESNAFI İLE

İLGİLİ BELGELER

Bunlar Ahmet Hezarfen. – 17. – 20. yüzyıllarda Osmanlı Devleti’nde esnaf, İstanbul Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği Yay., İst. 1999 adlı eserden aktarılmışlardır.

METNİN ÖZET VE AÇIKLAMASI

153 yıl önce, İngiltere’de başlayan SANAYİ DEVRİMİ’NDEN 70 yıl sonra Türkiye’de Dokuma Sanayisi’nde makineleşmenin gereği belirtilmektedir.

YAZI: 11 Rabiyülahir sene 1261/1845, Padişah Abdülmecit dönemi, o yıllar Lübnan’da ayaklanmalar, Rusların Balkan Yarımadasına saldırma hazırlıklarının başlaması.

KİMDEN: Ankara Vilâyet Meclisi’nin Padişah’a sunduğu rapor.

KONU: Ankara Meclisi’nin Padişah’a sunduğu raporda: Ankara’da ehli İslam ve 4 millet (Türkler, Rum, Ermeni ve Yahudi) Esnafı meclise çağırılarak teker teker her birinin sorunları dinlendiği, bunlardan her biri kendi san’atını işlemekle uğraştıkları, imal ettiklerini tüccara satıp geçindikleri, tüccar da aracı olarak satın aldığını 3. kişilere satıp geçimlerini sağladıkları, tarımla uğraşan rençper sınıfının da toprak, tohumluk, tarım araç ve gerecine gereksinimleri olduğu belirtilirken Ankara’da çoğunluğu oluşturan SOF ve ŞAL DOKUYAN ESNAF, yün tiftik, boya, çiriş, mazı vb maddeleri birkaç kat pahalı satın aldıkları için dokudukları mallarını pahalı satmak zorunda kaldıkları, ucuza sattıkları takdirde zarar ve ziyana uğrayarak bu dokumacılıktan vazgeçeceklerini, tiftik ve yün ipliklerini eğirip bükenlere ucuz kredi verilmesi, Sof ve Şalı Esnafı’nın tefecilere muhtaç ettirilmemesi için devletin önlem alması, yerli malını himaye etmesi istenirken İstanbul’da Avrupa’da dokunan sof ve şalıların rağbet gördüğü, Avrupa’da dokunanların makine ile imal edildiği, bu yüzden hem ucuza mal olduğu gibi daha kaliteli oldukları, bu nedenle kaba, düğümlü boyası kalp olan dokumaların ellerinde ve tüccarın tezgahında müşteri bulunmayarak beklediğinden dert yandıkları rapor edilmektedir.

Raporun altında iki mühür vardır.

BELGE: BOA – Ankara Mesaili Mühimme No:2073 3 belge.

METNİN ÖZET Ve AÇIKLAMASI

153 yıl önce Ankara Bölgesinde dokumacılığın gelişmesi için alman önlemler.

YAZI: 13 Şa’ban sene 1261/1845, Padişah Abdülmecit dönemi, o yıl Lübnan’da Dürzi ayaklanması başladı.

KİMDEN: Ankara Vilâyet Meclisi Raporu.

KONU: Ankara Vilâyet Meclisi Ankara’da SOF ve ŞAL dokuyan ve imal eden esnaf meclise çağrılarak her top sof ve şalının imalât fiyatı sorularak cinsi, boyu, vergisi, rayiç fiyatı, masrafları: Belediye, harç damga, gümrük, başka yerlere nakil parası hesaplanarak yazıldı (Ekteki çizelgede gösterilmektedir).

Ankara kazasında yoksul kadınların tiftik ve yapağı pazarlardan satın alarak eğirip büktükten sonra sof ve şal dokuyanlara satarak geçimlerini sağladıkları, bu sayede birçok ailenin başlıca geçim kaynağı tiftik ve yün eğirmek olduğu, Ankara Vilayet Meclisi her yıl hıdrellez geldiğinde sof ve şal dokuyanlara kredi sağlayarak dokunan malların ucuza mal olması ve halkın da bunları ucuz ucuz alarak yararlanmaları sağlanmak istenmektedir.

 

Bu rapor Ankara Mutasarrıfı Paşa tarafından uygun görüldü.

Ankara’da dokunan SOF ve ŞAL’ın cinsi, fiyatı ve kıymeti hakkında Ankara Meclisi’nin SOF ve ŞALCI ESNAFI’nın ifadelerine göre ayarlanan yeni satış çizelgesi aşağıda gösterilmektedir:

Elvan renk sofdan dört katlısı 1 top 31,5 zira (1 zir. 0.68 m.) değeri

 

1 top elvan renk sof                                331.5 kuruş

Belediye, Harç ve damga vergisi            25 kuruş

Gümrük                                                   45 kuruş

İstanbul’a naklinde yapılan masraf         3.5 kuruş

 

Toplam                                                    405 kuruş

Sofun bu fiyattan her zira’ı (0.68 m.) 12 kuruş 30 paradan satılacak

Bu sof İstanbul’a geldiğinde tüccara 22 kuruştan satılacak

Ünlü lacivert renk sofun 1 topu İstanbul’da 441 kuruştan satılacak

Hangi renkte olursa olsun üç katlı sofun değeri 1 top 31.5 zira 230

Belediye, Harç ve damga vergisi

Gümrük

İstanbul’a kira

Bir top 3 katlı sof

20 kuruş

45 kuruş

3.5 kuruş

230 kuruş

Toplam 298.5 kuruş
Bir zira’ sof: 9.5 kuruştan satılırken  

  İstanbul’daki tüccar 16 kuruştan satacaktır.

  Bu üç katlı sofun lacivert renklisinin bir topu                    310 kuruştur.

  Hünkâri Şal’ı 1 top 295. zira’tır, değeri                              230 kuruş

Belediye, harç ve damga

Gümrük vergisi

Kirası 

                 

                              20 kuruş

                              45 kuruş

                                3.5 kuruş

Toplam                               298.5 kuruş
 

A

 

Ankara’da bir zira’i 10 kuruşa satılırken İstanbul’da tüccar 16 kş.’a satacaktır.

Harc-ı alem orta şalı 1 top 29.5 zira’ tutarı 178 kuruş

Belediye, harç ve damga                               20 kuruş

Gümrük                                                         45 kuruş

Kirası                                                             3.5 kuruş

Toplam                                                       246.5 kuruş

Ankara’da orta şalın zira’ı 8.5 kuruş 5 para iken İstanbul tüccarı şalın zira’ı 12 kuruş fiyatla satacaktır.

Lacivert sofun topu

Edna (bayağı) şalın 1 topu 29 zira’ fiyatı Belediye, harç ve damga vergisi

Gümrük

Kira

278 kuruştur

   140 kuruş

     20 kuruş

     45 kuruş

       3.5 kuruş

Her zira’i 7 kuruş 5 para olan şalı İstanbul tüccarı 8 kuruştan satmak

Kaba Şalı’nın topu 28 zira’i fiyatı                 125 kuruştur

Belediye, harç damga vergisi                          20 kuruştur

Gümrük                                                           45 kuruştur

İstanbul Kira                                                      3.5 kuruştur

 

Toplam                                                          193.5 kuruştur          

 

Not: Elvan renkli sof metre ile satılınca

Ankara’da metresi 15,47 kuruş (0.1547 lira)

İstanbul’da metresi 32.25 kuruş (0.3235 lira)

Not: 1259/1843 yılı bir duvarcı işçisinin gündeliği 3.06 kuruştur. Bu işçi Ankara’da bir metre sof almak için 5 gün, İstanbul’da ise 10.5 gün çalışacaktır.

METNİN ÖZET VE AÇIKLAMASI

182 yıl önce, 19. yy. başlarında Ankara bölgesinde DOKUMA SANAYİSİ’NİN çok geliştiği, sonraları ise Avrupa’daki SANAYİ DEVRİMİ’NİN bu gelişmeyi baltaladığı görülmektedir.

YAZI: 9 Cemaziyelevvel sene 1232/1817, Padişah 2. Mahmud

KİMDEN: Ankara Damga Mukata’ası’ndan

KONU: Ankara’da dokunup yine oradaki boyahanede boyanan sof ve şalı için gerekli çeşit cins boya, mazı, çiriş ve yakacak odun 5-6 kat pahalı olduğundan imal edilen sof ve şalı da pahalı olduğu bu nedenle halkın alma gücü yetersiz olduğundan bu malların sürümü ağır gittiği, daha önce boyahanede boyanan bir top 2 kuruşa boyanırken şimdi de 4 kuruş 9 paraya boyanmakta, siyah şalı da 2 kuruş zam portakal renginde olan şalı da 2 kuruş zam ile 5 kuruşa çıktığı, öteden beri 50şer paraya boyanan şalı da 30 para fazla zam 80 para, 60 paraya boyanan siyah şalı 90 paraya, 90 para alınan portakal rengi renkli şalı 120’şer paraya boyanmakta. Şalıcı ve sofçu esnafı her zira’ı (0.68m.) 40’ar paraya satılırken 60 paraya satılmakta. 60 paraya satılan a’lâ şalıyı diledikleri gibi 100 paraya satmaktadırlar. Dışarı satılan tiftiğin okka başına 9’ar akçe, Beypazarı yağmurluk softan 12, yağmurluk yöresinden 8, kuşaktan 2, İstanbul’a giden yük başına 80’er, Haleb’e ve başka yerlere gidenden 160 akçe vergi alınmaktadır.

Ankara kazası, Kengiri (Çankırı), Kal’acık, Tosya, Beypazarı, Mihaliç, Sivrihisar, Günyüzü, Ayaş, Çamlıdere ve Kızılcahamam vb. yerde hasıl olup gaytan imal edilen, Tosya, Koçhisar’da şalı ve dokunan kaba tiftik ipliğinin okkası 16’şar akçe vergi verilmesi Ankara Vilayet Meclisince Emri şerif verilmesi istenmektedir, Padişah ta gerekenin yapılması için ilgililere buyurmaktadır.

BELGE: BOA- Cevdet İktisat No:971

METNİN ÖZET VE AÇIKLAMASI

155 yıl önce – imalâtçılar ağır vergilerden ve haksız vergi almaktan yakınmaktadırlar. Bu hususta onları destekleyen ve koruyan pek olmadığından Anadolu’da birçok yerel imalât (Ankara’da şal ve sof dokumaları gibi) durmuş, kapitülasyonlar aracılığıyla ülkemizi yabancı mallar istilâ etmiştir.

YAZI: 19 Ramazan 1260 (1844) yılı. Padişah Abdülmecit dönemi, o yıllar Lübnan’da Dürziler ayaklandı.

KİMDEN: Merzifon Dokumacı (Çulha) Esnafı

KONU: Sivas İli Merzifon Kasabasındaki DOKUMACI ESNAFI Padişah’a sundukları dilekçelerinde:

“Devletlü İnayetlü Merhametlü Efendim SULTANIM Hazretleri Sağ Olsun

Bizler Sivas ili Merzifon Kasabası DOKUMACI ESNAFI olup beledi (yerli kumaş) dokuyup geçinmemizi sağlamağa çalışmaktayız. Dokuduğumuz eşya için kasabamızda gümrük vergisini tastamam verdiğimiz halde başka yere götürdüğümüzde o yerin vergi memurları bizden yeniden kuruşa bir para (örneğin 100 kuruşa 100 para- 2.5 kuruş – 0.025 lira) gümrük almaktadırlar, bu ise biz Dokumacı Esnafını zarara sokmakta, yaptığımız işi boğaz tokluğuna indirmektedir. Halimize acıyarak bu tür işleme engel olunması ve bugüne kadar olan, alınan vergilerin iadesi Yüce Padişah hazretlerinin buyruklarından olmakla ilgililere emir verilmesi istenmektedir, bunun üzerine Divan-ı Hümâyun’dan:

“GÜMRÜK EMİNİ VEKİLİ İZZETLÜ EFENDİ

KEYFÎYYET VE İCÂBINI İ’LÂM EYLİYESİN DEYÛ

DUYURULDU.

19 Ramazan sene 1260 (1844)

(Mühür- Okunamadı)

BELGE: BOA- Cevdet İktisad No: 479

  1. ve 19. YÜZYILLARDA YURDUMUZDA BASMA DOKUMACILIĞI

İngiltere’de 1795’te pamuklu sanayisinde Buhar Makinesi kullanılmağa başlandı (1785’te buhara dayalı ilk fabrika kuruldu).

İngiltere’de 1775’te sanayi devrimi başladı, daha sonra Avrupa’ya sıçradı. 1830’da Fransa ile Belçika, 1850’de Almanya, daha sonra ABD, Rusya ve Japonya’yı kapsadı.

Türkiye’de İngiltere’den 60 yıl sonra ilk buharla işleyen değirmen Eyüp’te kuruldu (yıl 1845).

236 YIL ÖNCE – ÇUHA DOKUYUCU VE BOYACI YAHUDİ USTALARINA TANINAN BAĞIŞIKLIK

YAZI: 7 Zilhicce sene 1175/1763, Padişah 3. Mustafa dönemi, Prusya ile Dostluk ve Ticaret Antlaşması yapıldı, Osmanlı Rus Savaşı sürüyor, olaylar bizim zararımıza gelişiyordu. Yıkılma döneminin eşiğindeyiz.

KİMDEN: Selanik Kadısı’ndan

KİME: Padişah’a arz

KONU: Selanik Kadısı: “Selanik ÇUHA KÂRHANESİ’nde Yeniçerilerin yazlık ve kışlık giysileri için dokunan çuhaların boyama işleri iyi yapılmadığından çuhalar hemen rengini değiştirmekte, buna neden de bu boyama işlerinin çeşitli yerlerde yapılmasından ileri gelmektedir. Çuha dokumada başarı sağlamak için boyahanenin de aynı binada olması, usta ve yetenekli dokumacı, boyacı kişilerin bulunması şarttır. İstenen nitelikte boyacı ve keçici Lübnanlı 4 Yahudi yanlarında kalfa ve çıraklarıyla birlikte bulundu. Bunların Çuha kârhanesine yerleştirilmeleri yararlı olacaktır. Ancak, bu dokuma ve boyama işine karşı bütün vergilerden bağışlanmaları ve bu dokuma ve boyama işlerinin kendi evlâtlarının da geçimini sağlaması için bu işi özveriyle sürdürmeleri, dışarıdan hiç bir kimsenin kendilerine saldırıp bu haklardan yoksun bırakılmamalarına ilişkin ellerine berat verilmesi Yüce Padişah Hazretlerinin Buyruklarından olmakla bu hususta gerekenin yapılması’nı arz etmektedir.

Bu öneri yerinde görülerek 13 Muharrem sene 1176/1763 tarihinde: “DERKENÂR MÜCEBİNCE ŞURÛTİ ÜZERE EMRİ YAZILA” iradesi buyrularak 23 muharrem sene 1176/1763’te tezkeresi verilmiştir.

BELGE: BOA- Cevdet İktisat No: 2125

BİSMİLLÂHÎ

Der-devlet-i Mekine Arz-ı Da’iyy-i Kemine Budir ki:

Asitane-yi Aliyye’de mülâzım-ı dergâh-ı ubudiyyet olan Dergâh-ı Ali yeniçerilerinin Selanik’te nesc olınan zimistani çukalarının enleri ile kumaşları a’lâ ve boyaları hass olmak üzere bundan akdem canib-i miriden bina ve inşa olunan Çuka Kârhanesinde müteferrik olan çuka destgâhları cem ve vaz’ ve gönderilen numuneye muvafık necs ve i’maline mübaderet olınup iken ber-vech-i muharrer necs olınan çukaların boyacıları müteferrik mahallerde bulunmak hasebiyle sabagatı hususuna nazaret ve ihtimam mu’teber oldığmdan ba’z-ı yapağının boyaları kalb ve alçak zuhur edüb tekrar tasbiki adimü-l-inkân olmağla çuka-yı mezbunn boyacılığı ile me’lûf olan boyacı ve keçeci Lui ve Namahan Yasef ve Hayim Şolam ve İliya Namehan nam dört nefer Yahudiler kalfa ve çıraklarıyla ma’an karhane-yi mezbur deruninde nakl ü iskânına irade-yi Aliyye şehri yar teallük itmekle husus-ı mezburın temşiyeti babında çuka çavuşu Osman Ağa kulları yediyle emr-i celilü-ş-şan şeref bah vüürüd itmeğin mesfurun dört nefer boyacı Yahudiler zikr olınan çuka karhanesinde bina ve inşasına mübaşeret olınan boyahaneye kalfa ve çıraklarıyla ma’an nakil ü sakin olup ber-vech-i muharrer çuka hidmetinde olan Lübnan Yahudilerinin tekalifden mu’afiyetleri mukabili nesc eyledikleri çukaların enleriyle kumaşları a’lâ boyaları hass olmak üzere sene be-sene vakt-ı ziyaretiyle der-Aliyye’ye gönderilmek üzere çuka çavuşu merkum Osman Ağa kulları müvacehesinde her biri ta’ahhüd birle temşiyet ve nizam virilmekle vech-i meşruh üzere Çukacılar ve Boyacılar’ın ser-bestiyyet ve mu’afiyyetlerine ri’ayet ve zikr olınan çukaları tasbigaü ve ayal vü evladlarının nafakalarına medar olmak içün inşa ve boyadıkları eşyaya taraf-ı ahardan vecha mine-1- vücuh müdahele ve muhalefet olınmayub ve desturu-1-amel ve şuru-ı mezküre üzere yedlerine emr-i alişan i’ta ve ihsan buyurılmak recasında olmalarıyle evvelki vaki’ haldir bi-l-iltimas paye-yi serir-i a’lâya arz ve i’lâm olındı baki emr-u ferman hazret-i men lehü-1-emrindir, hurrire fi-l-yevmi-s- sebi’iîn şehr- i Zilhicceti-ş-şerife senete hamsin ve seb’în ve miete elf.

El-abdü-d-Da’iyü-d Devletü-1 Aliyyetü-1 Osmaniyye

Mevlây-ı Rah Es-Seyyid Ali Arif El-Kadi SELANİK

DEBBAĞLIK

1284/1867/1868

İstanbul civarında bulunan DEBBAĞ ESNAFI daha önce iyi iş gördüğü halde sonraları debbağlık gerilemeğe başladı. Debbağhaneler işlemez hale geldiler. İSLAH-I SANAYİ’ KOMİSYONU 30 bendden oluşan bir tüzük yapılarak ŞİRKET-İ DEBAĞIYYE ADINDA bir şirket kuruldu. Debbağcılığa yeniden önem verildi. Saraçhane’de de yine ayni şekilde ŞİRKET-İ SARRACİYE adında şirket kuruldu 750 hisseye vükelâ da rağbet ettiydi.

METNİN ÖZET VE AÇIKLAMASI

148 yıl önce, Beykoz Çayırı civarında Hünkar İskelesi’nin Kuzey’inde Servi Burnu tarafında kalan sahil bölgesinde bulunan Debbağhane’nin bugünkü BEYKOZ DERİ KUNDURA FABRİKASI’na dönüşmesi.

YAZI: 8 Rabiyülahir 1267 (Ocak 1851) yılı. Padişah Abdülmecit dönemi, o yıl 5 Mayıs 1851’de ki Sicilya Krallığı ile Ticaret ve Denizyolları Antlaşması imzalandı.

KİMDEN: Masarifat Nazırı- Tezkere

KONU: Beykoz Debbağhanesi’ne gerekli palamut ve kösele satın alınması için yapılan harcamalar.

METİN

Beykos Debbağhanesi için palamut ve kösele satın almaya görevlendirilen aşağıda adları yazılı:

Biga Sancağı yöresinden palamut satın alacak İzzet Ağa’ya Balıkesir Mal sandığından   25.000

Filibe Sancağı yöresinden gön satın alacak Halil Ağa’ya                                                  50.000

İzmir Sancağı yöresinden kösele satın alacak Yüzbaşı Hurşit Ağa’ya                              75.000

Varna, Silistre, Tırnova, Edirne gön satın alacak Mülazım Mehmet Efendi’ye                 50.000

TOPLAM                                                                                                                           200.000

kişilere 200.000 kuruş (2000 lira) verildiği daha Balıkesir, Mağnisa (Manisa), Aydın, Filibe, Varna, Silistre, Tırnova ve Edirne sancakları mallarından 100.000 kuruş (1.000 lira) daha verileceği ve yukarıda adları yazılı sancakların Mal Müdürleri tarafından satın almakla görevlendirilen kişilere 1266 (1850) yılı hesabından ödenmesi emir edilmektedir.

Diğer No 97 belgede de 9 Şa’ban 1261 (Ağustos 1845) yılı yine Beykoz Debbağhanesine gerekli palamut almak için Biga sancağı, Ayvacık ve Ezine ilçelerine giden kolağası İzzet Ağa’ya 387.000 kuruş (3.870 lira) ödendiği, Midilli Balıkesir ve Bozcaada taraflarından 200.024 kuruş (2.000 lira) ödeneceği bildirilmektedir. (MÜHÜR-ES- SEYYİT MEHMET)

BELGE: BOA – Cevdet İktisat No:79 ve 263.

METNİN ÖZET VE AÇIKLAMASI.

222 yıl önce, Ahi (Debbağ ve saraçlar gibi esnaf başkanlarına Ahi Baba denirdi) teşkilâtındakiler arasında dayanışma.

YAZI: 2 Zilhicce 1190 (Ocak 1777) yılı. Padişah I. Abdülhamit dönemi. O yıl Bukovina (Romanya’da)yı Avusturya’ya bıraktık.

KİMDEN: Beypazarı Kadısı’ndan

KONU: Ahi teşkilatına ilişkin bir yere dışarıdan herhangi bir kişinin karışamayacağı.

METİN

Beypazarı’nda bulunan DEBBAĞ ESNAFI’nın Berât’la Ahileri bulunan Ahmet Çelebi mahkemeye başvurarak: “Debbağlar Çarşısındaki Evren Zaviye Vakfı olan dükkânlara eskiden beri Debbağ Esnafına ait olup 70-80 yıldan beri Ahi olanlar, ahilik üzere elimizde bulunmakta, dışarıdan kimsenin karışmaması gerekirken İbrahim adındaki kişi zaviyelik olmak üzere Berât alıp yukarıda adı geçen dükkânlara sahip olmak istemektedir. Beypazarı’ndaki Debbağ ustaları ve diğer esnaf şeyhleri çağırılarak onlara da sorulsun, bu dükkânlara dışarıdan kimsenin karışmaması için bize FERMAN verilsin” diye yalvardığını, Beypazarı’ndaki Debbağ ve diğer esnaf mahkemeye çağırılarak her birine sorulduğu, onlar da: “Bu dükkânlar Debbağ Esnafı’nın ahileri olanların vakfı olduğu, bu güne kadar Ahi olanların elinde olduğu, yabancıdan kimsenin onlara karışmadığı” yanıtını verdiklerine dair bu yazı Yüce Padişah Hazretlerine sunulur.

BEYPAZARI KASABASI NAİBİ MEHMED

BELGE: BOA – Cevdet İktisat No:857

METNİN ÖZET VE AÇIKLAMASI

239 yıl önce, İstanbul’da Kasımpaşa ve Sinanpaşa DEBBAĞ (Tabak) ESNAFI arasındaki dayanışma.

YAZI: 29 Rabiyülahir 1174 (Ekim 1760) yılı. Padişah 3. Mustafa dönemi.

KİMDEN: Kasımpaşa ve Sinanpaşa Debbağ Esnafı

KONU: Kasapların kestikleri hayvan derilerini Debbağlardan başka yere satmamalarına ilişkin Yüce Emir verilmesi istekleri

METİN

İstanbul’da Galata’ya bağlı Kasımpaşa ve Sinanpaşa vakıflarından Debbağan (Tabaklar) Ustaları oldukları, eskiden beri Galata İlçesinde kesilen hayvanların derilerini Tophane’de Kılıç Ali Paşa Vakfı Debbağları’ndan olan debbağlar ile birlikte bu derileri işledikleri, fakat aşağıdaki cetvelde adları olan Hacı Abdullah, Hacı Hasan, Mehmed, Yahudi taifesinden Avram ve Yako, daha önce mahkeme tarafından verilen i’lâma karşı hareket etmemeleri gerekirken, i’lâma uymayıp kesilen hayvan derilerini gizliden gizliye satın almayı sürdürdükleri, yukarıda adları bildirilen kişilerle mahkemede yüz yüze gelmeleri için ellerindeki Berat ve senetleri göstermeleri için Galata Kadısı’nın görevlendirilmesini istemektedirler. Bunun üzerine bu dilekçeye karşı Padişah:”

GALATA KADISI FAZİLETLÜ EFENDİ ŞER’A GÖRE HÜKÜM

DUYURULDU

SAHH

İ’LÂMI MÜCEBİNCE HÜKÜM

DUYURULDU

Kasımpaşa ve Sinanpaşa Evkafından olan debbağ ustalarından: Dilekçe sahibi kethüdaları Ahmet Çelebi, Yiğitbaşları Osman, Ustalardan El-Hac Abdullah, Molla Ahmed, El-Hac Mehmed, El-Hac Halil, Mehmet Ağa, Yusuf Ağa, El-Hac Ahmed, Es-seyyid Yusuf, Molla Mustafa, Molla İbrahim, Molla Mustafa, Mustafa Çelebi vb. Galata Mahkemesi’nde hazır bulunan El-Hac Abdullah, Hasan Beşe, Mehmed Beşe, El-Hac Hasan ile Yako ve Avram adındaki Yahudiler huzurunda: “Elimizde olan bu İ’LÂM gereği İstanbul’da, Galata, Eyüp’te olan salhanelerde kesilen öküz, inek, koyun, keçi, kuzu, manda derilerini rayici üzerinde satın alınması biz debbağ esnafına ait iken kasap esnafı bu derileri dışarıdaki tüccarlara, yabancı (Efrenç) tüccarlara daha pahalı satmakta, onlar da bu derileri tuzlayıp mahzenlerde saklamaktadırlar, bunların deri almamaları için önlem alınsın” diyerek 3 adet i’lâm sundular, bu i’lâmlara karşı hareket etmemeleri tembih edildi, mahkeme tarafından dilekçe sahibi DEBBAĞ ESNAFI’na tuğralı Ferman verilmesine ilişkin yazı Kapıkethüdası Ali Beşe ile Divan-ı Hümayun’a yolladı.

BOA: A.E 3. Mustafa No:28276