Kültür Eserleri > THKK 2/A - Tarım, Hayvancılık, Meteoroloji > 80. Bölüm

Mukaddes ağaç teması *

Ege çevrelerinde Tanrıça-Ağaç-Dağ-Kahramanların hayvanları birliğine de sık sık rastlanır. Lysia’da Myra kentine (şimdiki Demre – fot. 104a-b) ait bir para üstünde ağacın ortasında tanrıçanın theophany’si görülür. Bu örnekler çoğaltılabilir.

Cennetin ortasında bulunan Hayat Ağacı ile Bilgi Ağacı, yılan veya ejderha tarafından korunur: ölümsüzlük kolay elde edilmez; bu, erişilmez bir mahalde (yerin öbür ucunda, okyanusun dibinde, karanlıklar diyarında, çok yüksek bir dağın zirvesinde, ya da “merkez”de) bulunan Hayat Ağacı ya da Hayat Çeşmesi’nde toplanmıştır; insanoğlu, bin bir meşakkatle yanına ulaşırsa da muhafız canavarla boy ölçüşecektir. Bu mücadele bir “sırra vâkıf olma” manasını taşır; ölümsüzlüğü elde etme hakkına sahip olabilmek için insanoğlunun kendini “ispat” etmesi, “kahraman” olması gerekir.[1]

Konuya genel İslâm dünyası açısından yaklaştığımızda, ağacın cinlerce cezp edildiklerini görürüz. Eski Arap’ların mukaddes ağaç ve koruları vardı ve bu konuların üstatlarından Westermarck: “Samî dünyasında ağaçların, tanrısal olarak tapınılmadıkları yer yoktur” diyor.[2]

Halep müzesi çok sayıda, M.Ö. I. bine ait, az çok stilize edilmiş kutsal hurma ağacı kabartmasını içeriyor. Fot. 104’te Karatepe Hitit sarayı kabartmalarından bir tanesini irae etmekte olup bunda Asur-Aramî etki çok belirgindir. Halep’teki kabartmalarda ve sütun başlıklarında ayrıca dikkate değer taraf, tanrı, aslan ve sair örgelerle de süslenmiş olmaktan başka hurmanın kâh Mısır’dan Hindistan’a kadar uzanan alanda yine kutsal sayılan lotusla birlikte, kâh onun tümden yerini almış olarak görülmesidir. Bunlar, şüphesiz, mimarî sütun gibi kozmik ekseni temsil ediyorlardı. Geniş bir alanda sütun, lotus çiçeğiyle bezenmiş olup bunda ne miktarda hurmadan esinlenilmiş olduğu önemlidir. Zira Ege’den Hint’e kadar birçok terkibin ortasında bu kozmik eksen, merkezi işgal eder ve bahis konusu çağların Suriye-Finike sanatı, sütun başlığında mütenaviben lotus ve hurma motiflerini kullanmıştır. “Aeolian” (Anadolu’nun Ege kıyılarına ait) başlıkta bunların ikisi bir arada bulunmuş olup “Aeolic” nizam Ionic nizamdan ayrılamaz.[3]

Hurma ağacı, sıcak iklimlerin ürünü olmakla, genellikle Küçük Asya yaylalarının yabancısıdır ve dar bir güney şeridine inhisar eder. Bu itibarla bir servi, bir çınar gibi buralarda yaygın şekilde sacrality kazanmış bir ağaç değildir. Buna rağmen Osmanlı katı, İslâm’ın etkisiyle olacak, buna mezar şahidelerinde bol bol yer vermiş, çok çeşitli stillerde resmederek. Fot. 105’de bunlardan bir klasik şekil görülür. Taşın tepesindeki motifi, stilize bir güvercinlik olarak yorumlayabilir miyiz?

Fot. 106, yine sık rastlanan bir dal tertibini haiz bir hurmayı temsil ediyor. Bu tertip, Kayseri bakır tabaklarının da süsleri arasında yer almış (fot. 107), servilerle aralıklı olarak. Ama ortadaki “Mühr-ü Süleyman” Samî (Asur) etkisi konusunda şüphe bırakmıyor.

Bir de sadece beş dalla temsil edilen hurma ağacı var (fot. 108). Bunun sair şekillerini aşağıda göreceğiz. Fot. 109 ilâ 113’de de bunların arasında veya bunların terkibi olan motifler yer almaktadır. Sonuncusunun başında güneş kursu ışıldıyor.

Gerçekten İslâm’da hurma, cennete özgü ağaçlardan sayılmakla bunun bir Hayat Ağacı motifi olarak seçilmiş olması doğal sayılır. Dikkat edildiğinde bunların hepsi bir saksı-kupa’dan yükselmekte oldukları görülür, Hayat Suyu’nu içeren saksı-kupa’dan.

 

[1]              M. Eliade.-op. cit., s. 240 ve dev.

[2]              E. Westermarck.- Survivances païennes dans la civilisation musulmane, Paris .1935, s. 122

[3]              J. Przyluski.- op. cit., s. 75-8.

( * ) Site yönetimi tarafından eklenen başlık, bağlantı ve içerikler – bu içerikler kitabın orjinalinde yoktur okuma kolaylığı için site yönetimi tarafından eklenmiştir.